Yeditepe Üniversitesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yeditepe Üniversitesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Temmuz 2012 Pazar

Turizm'de Tanıtım Çekiciliği; The Best Job In The World

   Yaz dönemi yaklaşınca herkesi bir telaş sarar; “Bu yaz nereye tatile gitsek?”. Zaten en fazla 1 haftalık izin sürenizi farklı bir yerde geçirmek istersiniz malum bu yıl çok çalıştınız. Hemen gazetelerin seyahat eklerini, internetten tavsiye edilenleri araştırmaya başlarsınız ya da genelde tercih edildiği üzere arkadaşlardan gelen “3 yıl önce şuradaydık harikaydı, geçen yaz buradaydık muhteşemdi” cümleleriyle başlayan tavsiyelerini dikkate alırız “ aaa gerçekten mi, çok iyiymiş” diye onaylarken. Peki biz bu turizm cennetlerinin ne kadar farkındayız ve ülkeler kendilerini bir turizm cenneti olarak göstermek için neler yapıyorlar?


Hepinizin bildiği üzere geçtiğimiz yıllarda Türkiye Turizm Tanıtım Kampanyası “A Neverending Tale-‘Hiç Bitmeyen Masal” sloganıyla hazırlanan görseller Roma Navona Meydanı’ndan çeşitli ülkelerin havalimanlarına kadar karşımıza çıkıyordu. Harcanan PR bütçeleri öngörüldüğünde yeterli geri dönüşümü alabildik mi acaba? Antalya sahillerine Rus çekmek için hazırlanan satış kampanyalarından bir adım ileride olduğu kesin.

   Avustralya’da ki Queensland yönetimi Ada’larını bir Turizm cenneti olarak tanıtmak için global bir kampanya düzenlemek istemişler ama bütçe kısıtlı. Masmavi deniz, beyaz kumlar eşliğinde kitlelerin gücünü kullanarak altı aylık bir iş teklifi “Best Job in the World” . 6 aylık süreyi kaplayan bu iş (Balıkları beslemek, posta dağıtımı. Gibi) içinse USD $100,000 paket sunuluyor yani muhtemel Google ve ya Microsoft çalışanından daha fazla. Neden Great Barrier Reef Adasında çalışmak için en uygun kişi olduğunuzu anlatan max 100 MB ve min 60 saniyelik videonuzu www.islandreefjob.com adresine yüklemeniz yeterliydi. Yüklenen videolardan 11 tanesi jüri tarafından 1 tanesi ise halk oylaması ile seçilmiş. "miş" diyorum çünkü çok üzgünüm bu Ödül/iş için başvurular için 22 Şubat 2009 tarihinde kapatılmış.

   Kitlelerin gücünü ve minimum bütçe ile  6 hafta süren kampanya sonuçları ortada; 4milyondan fazla ziyaret, 28 milyondan fazla sayfa görüntüleme, 201 ülkeden 34,684 başvuru, 80milyon dolarlık medya değeri taşıyan global çapta 6binden fazla haber.

24 Nisan 2012 Salı

Sihir; Birbirine Dokunarak Yaşamanın Güzelliği

“Birbirine dokunarak yaşamanın güzelliğini yaz” demiş İncir Reçeli filminin kahramanı Duygu veda sözleri olarak… Bizler, insan olarak birbirimize ne kadar dokunabiliyoruz diye düşünmeden duramıyorum. Son günlerde duyduğum sık bir cümle “her şeyi bir kenara bıraktım sadece insan olsun istiyorum”
İnsanlığımıza hangi evrede ikinci planda bıraktık acaba; alışveriş indirim reyonlarına koşarken mi, yurtdışı tatil planları yaparken mi yoksa akşamları eller havaya yaparken mi? Yani her şeyin merkezine kendimizi koyarken arada arkadaşlarımızın sevgili problemlerini dinlemek mi vicdanımızı rahatlatıyor. Peki, tanımadığımız insanların kalbine hangimiz dokunacağız… Peki ya Engelli arkadaşlarımızın hayatını nasıl daha fazla kolaylaştırabiliriz? Her yurtdışı seyahatimde şunu görüyorum oradaki Engelli kişiler hayatın içindeler; markette, barlarda, alışveriş merkezlerinde… Peki, neden ben bir kahve alırken sıranın önünde sipariş veren bir Engelli göremiyorum? Gerçekten güzel ülkemde hiç engelli yaşayan mı yok, ki istatistikleri bunun tersini soyluyor (sadece 29 Nisan’da yapılacak ÖMSS sınavına çeşitli özür gruplarından 60bin 367 aday giriyormuş1) yoksa onları hayatımızın içine mi dâhil edemiyoruz. Hayat yoğunluğumuz koşturmacamız yani her zaman bir bahanemiz var. Ama vicdanımız rahat çünkü sene de bir iki bayramlar aracılığı ile yardım ediyor ya da çalıştığımız şirketlerin sosyal sorumluluk projelerine arada bir destek oluyoruz ne de olsa…
Şimdi gerçek bir sihir diliyorum, Engelliler Haftasını yeni bir başlangıç olarak kabul edelim ve gelin amacı üniversitelerde bulunan engelli öğrencilerin sosyalleşme sürecine yeni çözümler getirmek olan Yeditepe Üniversitesinin “Sihrin Fikrin Olsun! Engelleri Sihirliyoruz” proje yarışması için güçlerimizi birleştirip bu sihir yaratma projesine katılalım/ daha fazla yayılmasına yardımcı olalım. Crowdsourcing kavramının sadece ticari, marka yararına kullanılmadığını aynı zamanda yaşamımızı kolaylaştırdığını, yaşam kalitemizi arttırabileceğini gösteren bir kanıt daha aşağıdaki linkte…
Ve son olarak yine Aytaç Ağırlar’ın hem senarist hem de yönetmeni olduğu 2011 yapımı İncir Reçeli filminden bir replik hatta filme adını veren metafor ile ile bitirelim
“Bana yaşayan hiçbir şeyi sevme hakkı vermediler. Ben de kimsenin sevmediği incir reçelini sevdim. Sen benim incir reçelimsin”

Kaynak: 1 www.engellilersitesi.com

9 Nisan 2012 Pazartesi

İlle de 'Crowd' olsun!

Online iş dünyasının en güçlü trendlerinden biri olan 'Crowdsourcing' kavramı birçok sektörün ilgisini çekerken, kurumlar crowd iş modelleri ile nasıl gelir elde edebileceklerini kavramış gibi görünüyorlar. Ross Dawson ve Steve Bynghall,  kafa yorup  kaleme aldıkları 'Getting Results from Crowds' isimli kitaplarını   bir infogrfikle tanıtırken ortaya faydalı bilgiler de çıkmış. Kar amacı gütmeyen kuruluşlar da dahil olmak üzere 8 farklı sektörde  'crowd'u ele alan ikili bu modellerin arkasında yatan başarı hikayelerini ve bu konudan nasıl kar elde ettiklerini ele almış.

Örneğin medyada 'crowd' bilgi ve içerik  paylaşımı olarak kullanılırken, sivil toplum örgütlerinde toplumların birbirleri ile olan dayanışmalarını arttırabiliyor.


500
İkinci infografike crowd iş modellerinin hangi sektörde ne kadar başarılı olabileceği
anlatılmış. Örneğin bazı iş modellerinde kullanıcıdan üyelik ya da işlem ücreti alınırken, kitap bu yöntemin en çok yatırım yapma konusunda başarılı olabileceğini gösteriyor.

Tanımlamalar, analizler, kitaptan alıntılar için www.resultsfromcrowds.com ziyaret edebilirsiniz.



29 Mart 2012 Perşembe

Crowdfunding ÇALIŞMA AŞAMAS'na gelelim..


Crowdfunding kavramına küçük bir giriş yapmıştık kısacası “Bir proje için gereken maddi kaynakları, projeye ilgi duyan insan topluluğundan elde etmek” diyebiliriz. 


Crowdfunding faaliyetinin ilk aşamasında insanları buluşturan bazı platformların rolü çok büyük. Bu platformların en yaygın olanları Kickstarter ve IndieGoGo

Bu örnek iki pazarda, insanlar finansman aradıkları projelerini iyi bir sunum ile ziyaretçileri etkilemeye çalışıyorlar. 

Projenin gerçekleşmesi için gereken finansmanın sağlanması halinde kazanacakları miktarlardan bahsedilir. Projede çalışacak olan kadronun bilgileri de bildiriyor. Sunum sayfalarında video, metin ve illüstrasyon gibi örnekler yer alırken, ikna edici unsurlar kullanılır.. 

Hayrına mı Para Yatırıyoruz? 

İyi bir sunumun ardından birazda verdiğimiz vaatleri desteklemek adına katkıda bulunanları kendilerini özel hissettirecek hediyelerle verilebilir.. 
Crowdfunding süreçlerine katılmanın en çekici yollarından birisi de belki budur.. 

Proje sahipleri katkı miktarları için 4-5 paket belirlerler. Örneğin teknoloji ürünü için 50 TL veren bir kişi çıkan ürüne ilk ulaşın olur. Daha fazla miktar verdiğinizde ise değişiyor ilk ürün size posta ile gelebiliyor. 

Her proje için yapımcılar değişik yöntemler belirliyor ama hepsinin ortak yanı, katkıda bulunanlara özel bir takdirle yaklaşılması ve iyi bir ürünün ortaya çıkışında yardımcı olduğunuz hissini yaşatabilmesidir. 

Nasıl Çalışıyor? 

Projelerin belirli bütçe hedefi oluyor. örneğin 5 bin dolar. Bu rakama ulaşabilmek için bir zaman belirlenir.

Bu zamanın sonunda belirlenen rakam kadar katkı yapıldıysa, para proje sahibine iletiliyor. Rakam bu barajın altında kaldıysa bilgilerini ilettiğiniz kredi kartınızdan bir kuruş bile çekilmiyor. Tüm işlemler, Amazon’un e-ticaret sistemi üzerinden gerçekleşiyor. Yani, katkıda bulunmak isteyenler için bir risk yok. 

Bu sistem karşılıklı güven esasına dayalı çalışıyor. En büyük payı, ortaya en az bir kez sağlam ürün koymuş ve kendini kanıtlamış insanlar alıyor. Bu gibi başarılı projelerin sahipleri, zaten Reccomended / Featured gibi etiketlerle öne çıkarılıyor. Ama hayatında ilk kez Crowdfunding başvurusunda bulunan insanların da ikna edici bir fikirle gelmeleri durumunda, projeleri başarıyla destekleniyor. 

Proje kapsamında katkıların hedefi aştığı  durumlarda, vaat edilen ödüllerden herkes eşit bir  şekilde yararlanıyor. Ek olarak proje sahipibi, projenyi istediği gibi büyütebiliyor. Bu genellikle projenin beklenen daha fazla ilgi görmesi ile yeni ihtiyaçlar doğurmasıyla oluyor yeterli gelmemesi gibi..

27 Mart 2012 Salı

Buz gibi bir bira hemde sizin tasarladığınız şişede

     Güneşin içimizi ısıttığı, içimizin ise buz gibi bira çektiği şu günlerde Heineken farklı yarışma tasarımıyla yüzümüzü güldürüp baharın geldiğinin sinyallerini veriyor.
   Gülümseyen “e” harfli marka tasarımı ile Amsterdam merkezli yenilikçi bira markası Heineken, 140.yıldönümünü kutlamak için global bir dizayn yarışması düzenledi ve yine 6 milyondan fazla facebook fanı ile başarılı bir sosyal medya kampanyasına imza atmış oldu.

   Heineken’in geleceğin şişesini dizayn etmek için düzenlediği yarışmada katılımcıların azıcık sanat zevkine sahip olması ve biraz da bira sevmesi yeterliydi.
   Yarışmanın en ilginç özelliği de katılımcıların yaratıcı dizaynlarını hiç tanımadıkları belkide başka bir ülkeden/kıtadan biriyle birlikte oluşturmalarıydı. Yarışmacılar, Heineken’nin bir sonraki “Limited Edition” şişe tasarımına isimlerini yazdırabilmek için gelecek 140 yılda tüm Dünya’dan insanların birbirleriyle nasıl iletişime geçeceklerini sembolize ettikleri çift tasarımlarını gönderdiler. Dünya’nın dört bir yanından gelen başvurular 31 Ocak, 2012 tarihine kadar Heineken’nin facebook sayfasına yapıldı.
  20 bin başvuru içerisinden son 3 final çifti belirlendi. Finale kalan 6 kişi, farklı geçmişi ve ülkeyi temsil ediyorlar. Kazanmaya bir adım yakın finalist çiftler; Porto Riko’dan Ray Muniz ve Bulgaristan’dan Gusztav Tomcsanyi, Sırbistan’dan Stefan Pilipović ve İtalya’dan Fabio Cianciol, Meksika’dan Rodolfo Kusulas avusturya’dan Lee Dunford. Kazanan grup ve dizaynı ise bu hafta belirlenip duyurulacak.

   Markaların müşterileriyle nasıl samimi bir iletişime geçtiğinin ve süreçlerine onları dahil ederek kitlelerin gücünü kullanarak yeni pazarlamanın kuvvetini kullanan Heineken, kazanan tasarımı  Aralık 2012’de gerçekleştirilecek yıldönümü kutlamaları ile tüm Dünya’ya sunacak, Tabi ki tasarımcılarda  isimleri şişe üzerine yazıldıüından dünya çapında birer yıldız olacaklar.

   Ps. Bu yazı geçen haftaya aittir evet geç yayınlandı, evet, sırf konuyu sizlere doğru taşımak için Amsterdam’a gidip Heikenen müzesi gezilmiştir, evet, gecikmenin tek nedeni budur… J

26 Mart 2012 Pazartesi

2015'te ne yapacağınızı biliyoruz


Yıl 2015… İlk söylendiğinde kulağa uzak gelmemesine karşın,  bir çok kişi yaşadığımız online hayatın 3 yıl sonra  çok farklı olacağını savunuyor. Sosyal ağların çoğalması, aplikasyonların ve bulut bilişimin artması gün içinde daha fazla online olmamızı sağlayan nedenlerden birkaçı olacak gibi görünüyor.

NeoLables’ın  hazırladığı  ‘Digital Life: Today and Tomorrow ‘ isimli video infografik  geleceğe bu konuda adeta  ışık tutuyor. Özellikle  mobil kullanımının artmasına dikkat çeken bu video,  2010 yılında dünya genelinde 14 milyon olan mobil internet bağlantısı olurken, bu sayının 2015’te 788 milyona ulaşacağını gösteriyor.    Öte yandan 2010 yılında mobil aplikasyonlardan 2.200 milyon dolarlık gelir sağlanırken, bu durumun 2015’de 37.5 milyon doları bulması bekleniyor.  




22 Mart 2012 Perşembe

Crowdsourcing sarmış dört bir yanımızı!

 ‘Crowdsourcing’, şirketlerin üretkenliğini ve verimliliğini artırmak, araştırma ve işçilik maliyetlerini düşürmek amacıyla  kullanılırken, bu  kavram ilk olarak teknoloji dergisi Wired editörü Jeff Howe tarafından kullanılmışır. oBiz.media.com tarafından yapılan bu infografik,  ‘crowdsourcing’ kavramının çıkış noktasını,  hangi amaçlarda kullanıldığını ve 'crowdsourcing'in olası olumlu ve olumsuz yönlerini ele alıyor.
Gazeteci Jeff Howe, teknoloji dergisi Wired’ın 2006 yılındaki bir sayısında kaleme aldığı ‘Rise of Crowdsourcing’ ( Crowdsourcing’in yükselişi) isimli makalesinde Crowd ve outsourcing kelimelerini birleştirerek  ilk kez ‘Crowdsourcing’ sözcüğüne yer vermiştir.
Fansourcing, crowdcasting, open sourcing, crowdfounding, mass collabration gibi tanımlamalar da karşımıza çıkan ‘Crowdsourcing’de şirketler, ya da bireyler online topluluklara ya bir yarışma ya da bir işbirliği ile sahip oldukları sorunların çözülmesi için açık bir çağrıda bulunuyorlar.
Amazon, Wikipedia, Netflix, iStockphoto.com, Crowdsourcing iş modeli ile çalışan şirketler arasında yer alıyor. İnfografik ayrıca Crowdcourcing’i kimin hangi amaçla da kullanıldığını gösteriyor. Örneğin fold.it isimli sitede kişiler  'protein katlanması' oyununu oynayarak, bilim insanlarının hastalıklarla savaşmasında yeni yollar bulmalarına  yardımcı oluyor.
Fayda ve zararları
Infografike göre, crowdsourcing’in faydaları ve zararları da var. Crowdsourcing, işletmelerin tüketicileri/ izleyici-dinleyicileri ile iletişime geçmesini sağlıyor.
Crowdsourcing sayesinde bir ürünün iyileştirilmesi ve geliştirilmesi oluşan iş birliği ya da yarışmalarla daha kolay ve etkili bir biçimde sağlanabiliyor
Crowdsourcing freelance çalışan topluluklardan oluştuğu için küçük işletmelerin sorunlarını çözmeleri için  daha az bütçe ayırmalarını sağlıyor.
Öte yandan, crowdsourcing yaptığnız işten verimli bir sonuç alacağınızın garantisini vermiyor.
Sıkça tekrarlayan crowdsourcing projelerinin sonucunda hiçbir ücret ödenmemesi, projenin yönetilmesinde bir takım zorluklara neden olabildiği gibi  şirket sürdürülebilirliğini riske atabiliyor hatta müşteri sadakatini düşürebiliyor.
Detaylı verileri barındıran  infografikte yazdıklarımdan çok daha fazlasına ulaşabilirsiniz.

7 Mart 2012 Çarşamba

"Bir soru vardı ya cevapsız akıllarda ben bildim"


Bugün üç farklı Açık İnovasyon örneği paylaşacağım.



Big dreams big ideas, olağanüstü mucitlerin yeni ürünler yaratıp, geliştirip, finanse etmek için bir araya gelediği bir atölye olarak tanımlanmış. Genç bir girişimci tarafından Kanada’da 1 Şubat 2012 tarihinde başlatılan bu proje yeni mucitlerden herhangi bir kategori sınırlaması olmaksızın ürün fikirleri sunmalarını istiyor. Neticede halk oylamasına sunulacak bu yeni ürün fikirleri için birinci gelen fikir $1000, ikinci ve üçüncü $500, dördüncü ve beşinci ise $250 ile ödüllendiriliyor.




Adobe, Microsoft, Juniper Networks, Broad Vision, Cisco, Qualcomm ve IBM’in sponsorluğunda gerçekleşen Dijital London Startup Challenge için sunulan bütün fikirler şu an halk oylamasında. Constellation Research CEO'su Ray Wang , John Lewis IT Direktörü Paul Coby, Telefonica Genel Müdür Yardımcısı Mike Short ve Cloud Technologist EMEA, VMWare başkanı Joe Baguley tarafından belirlenmiş olan kısa listeye göz atmanızı ve oylamanızı öneririm.




Nokia Crowdsourcing Başkanı, Pia Erkinheimo'nun da anlattığı üzere fikirlerinizi paylaşabileceğiniz ve başkalarının da fikirlerini görebileceğiniz IdeasProject dünyanın her yerinden herkesin beyin fırtınasına ortak olabileceği online bir topluluk. Nokia tarafından desteklenen bu yenilik kullanıcılar ve geliştiriciler arasında çift yönlü fikir alışverişi sağlıyor. Mobil telefonlarda kullanabilecek yeni fikirleriniz varsa ve bu fikirlerin hayatlarımızı kolaylaştıracak birer uygulama fikri olduğunu düşünüyorsanız; burada onları başkalarıyla paylaşıp hayata geçeceği ana tanıklık etmeye ne dersiniz?




Bir Kül Kedisi Masalı, Instagram !!!

     Külkedisi masalını bilirsiniz, Külkedisi gerçekten de sadece iyilik perisinin bir dokunuşuyla mı giyinip kuşanmıştır ya da iki gönül bir olunca samanlık Instagram’la mı seyran olmuştur?

Son günlerde amatör fotoğrafçıların çektiği/yakaladıkları kıskandırıcı fotoğraflar kareleri dijital dünyamızı süslüyor.  Instagram aplikasyonu Apple markası ile tekrar fotoğraf sanatının yükselişini destekledi diyebiliriz. Sıradan kareleri kendi bakış açıları ile anlatıp programın kendilerine sağladıkları 18 farklı efekt ile çektikleri fotoğrafları farklı bir kimliğe bürüyebilen amatörler ise bu oyunda başroldeler. Dünya çapında saniyede ortalama 10 fotoğraf eklenerek hızına hız katan aplikasyonun bu kadar sevilmesinin nedenleri arasında hızlı bir şekilde fotoğraf çekme, farklı efektler uygulama ve en önemlisi çok kolay bir şekilde sosyal ağlarda paylaşma imkânı sunması geliyor.

     Fotoğrafları beğenme(like) çılgınlığı ve yorum yapma özellikleri ile Instagram işleyişini biraz Twitter’dan biraz da Facebook’tan aldığı göz önüne alınırsa tabi ki en önemli özelliği bu görüntülerin anında istenirse facebook, twitter, flicker ve blog adresiniz gibi sosyal ortamlar ile eşzamanlı olarak yayımlanabilmesi. Ayrıca istediğiniz kişiyi listenizde olmasa bile takip edebiliyor, fotoğraflarına bakabiliyor, beğenip ve kısa yorum yazabiliyor ve fotoğrafın çekildiği yeri seçebilirsiniz. Yer bilgileri foursquare’den geldiğinden fotoğraf paylaştıkça otomatik olarak yerinizi foursquare’de paylaşabiliyorsunuz. 

     Bu program ile çektiğiniz manzara, yemek, içki, otobüs, kuş fotoğrafı kısacası aklınıza gelebilecek her şey en basit görseller bile efektler ile profesyonel fotoğraf veya Photoshop uygulanmış gibi ilgi çekici olabiliyor. Çekilen fotoğraflar öylesine şaşırtıcı sonuçlar veriyor ki ‘iPhoneography’ adıyla bir sanat akımı bile oluşmuş hatta Kasım 2011’de Ankara’da iPhoneographyTR’nin ikinci sergisi düzenlendi.
 Instagram aplikasyonu gelişmeye devam ediyor, son yenilik ise ara yüzünde meydana gelen değişiklikler. Aralık ayında Instagram takımına katılan Tim Van Damme çalışması ile güncellenen Instagram v2.1 versiyonu birlikte arayüz biraz daha basitleştirilmiş ve geliştirilmiş. Ayrıca Lux adlı özellik sayesinde tek bir etki ile fotoğraflarınızı ışık desteği ile otomatik olarak daha aydınlık ve canlı hale getirebiliyorsunuz. Bu arada Instagram ile crowdsourcing uygulamasını birleştiren öncü firmalardan biri de Levi’s. Levi’s kullanıcılardan kendi fotoğraflarını yükleyip, #iamlevis olarak taglemelerini istedi. Seçilen görseller açık oylamaya sunulup, kazananlar Eylül ayında hayata geçecek olan yeni kampanyada kullanılacakmış.

    Dijital dünya güçlerini birleştirdi buyurun Instagram dünyasına...

29 Şubat 2012 Çarşamba

Dersin işleyiş biçimi hakkında aydınlatıcı bilgi

Dersin içeriğine uygun olarak bir konsept belirleyerek, hep birlikte öğrenme, öğrendiklerimizi yalnızca sınıfta değil, tüm ilgisi olan insanlarla paylaşma kararı vermiştim. Dersi kurgularken hem eğlenceli ,hem bol içerikli hem de interaktif bir yöntem olsun istedim. Tek yönlü ve az sohbetli bir ders işlemektense, öğrencileri anlatım sürecine dahil etmek en güzeli. Bu sayede bu blog ortaya çıktı ve derste anlatılanlar, öğrenilenler crowdsourcing mantığına uygun olarak kitlelerle paylaşılabilecektir.

Crowdsourcing kavramını ele alırken de, özellikle gelişmeleri aktarırken de bu konuda çok fazla kaynağı olan http://www.crowdsourcing.org sitesini baz aldık. Sitede yer alan 6 konuyu ve infografiği birer kişiye dağıtarak, her hafta herkes kendi konusundaki gelişmeleri aktarmasını sağladık. Bu sayede herkes herşeyi öğrenebilecekti. Dersin son bir saatlik kısmında ise, herkes sınıfta anlattığı yenilikleri derleyerek bir blog yazısıyla blogda paylaşacak. Her gün bir kişinin blog yazısı yayına alınarak, haftanın yedi günü konuyla alakalı içerik girişi yapılacak.

Bununla birlikte dersin ilk kısmında,  Crowdsourcing Kalabalıkları Gücü, Bir İşin Geleceğine Nasıl Şekil Verilir? isimli ilk kaynak kitap üzerinden birer bölüm tartışıyor olacağız.

Kitabın konusu ile ilgili yazıyı da haftaya aktarmış olurum.

Bu hafta derste kaçaklarımız olduğundan ders az biraz verimsiz geçti, ancak önümüzdeki haftadan itibaren gelmeyenler ağırlaştırılmış cezalar ödemek zorunda kalacaklarından dolayı, devamsızlığın bir daha tekrarlanmayacağını tahmin ediyorum.

Bu hafta bakalım neler öğreneceğiz, öğreneceksiniz...

Sevgiler

Sınıfın Hocası
@gabriolaru (twitter)

22 Şubat 2012 Çarşamba

Kitle Kaynak & Açık Kaynak

Crowdsourcing başlığı altında yönetilen uygulama, tam anlamı ile Türkçeleştirilir ise, "Kitle Kaynak" olarak karşımıza çıkıyor. Bir şirketiniz olduğunu varsayın. Bu şirketinde çözüme ulaşması gereken bir problemi olduğunu hayal edin. Bu problemi çözmek adına neler yapılabilir:
  1. Yüklü miktar para harcayıp bir danışman tutabilir,
  2. Kendi çalışanlarınıza fazla mesai yaptırarak onlara eziyet edebilir ve çözüme ulaşmaya çalışabilir,
  3. Ya da bu işe gönüllü olan yüzbinlerce insandan faydalanabilirsiniz.
Kitle Kaynak çözemediğiniz bir sorunu ya da problemi kitlelere ilan etmeniz ve bu konuda bilgi almanız, kimi zaman da çözüme ulaşmanız demektir.Türkiye'de her ne kadar; bilgi anlamında; bu kavram sadece Wikipedia aracılığıyla tanınmış olsada, teknoloji anlamında uzun bir süredir Türk insanına hizmet ediyor. 
"Açık Kaynak" kelimesi yazılım ile özellikle GNU/Linux işletim sistemi dağıtımları ile ilgilenen bilgisayar meraklılarının günlük hayatlarının bir parçası olmuş durumda. Kitle Kaynak kelimesinden biraz farklı ama anlam olarak aynı özelliği taşımakta. Linux dağıtımı bir işletim sistemine merak saldıysanız eğer, "Açık Kaynak" sizin ilgilenmeniz gereken en büyük olgu halini alacak. Peki sürekli tek bir yazılımın egemenliği altında kalmış, ve teknoloji alanında, yeniliklere hızla cevap veren bir toplumun bireyi olarak, merak saldığınız bu yenilikle ilgili bir sorununuz olduğunda ne yapacaksınız. İşte o zaman devreye forumlar ve Kitle Kaynak sistemini kullanan siteler girecek ve aradığınız cevabı teknik servisin telefonundan daha önce bulacaksınız. Yazıda yazılım örneğini vermemin sebebi Türkiye'de TÜBİTAK tarafından geliştirilen, açık-kaynak kodlu "PARDUS" işletim sistemidir. Artık Türk toplumu tamamen kendi bünyesinde geliştirdiği bir işletim sistemini kullanma hakkına sahip. Olur da PARDUS'u denemek istediniz ve bilgisayarınıza yüklediniz. Karşınızda sizi bekleyen yepyeni bir dünya bulacaksınız. Yıllarca egemenliği altında kalmış olduğumuz yazılımlardan çok daha farklı ve kendinizi çok daha özgür hissedeceksiniz. Bu sebepten ötürü olacak ki PARDUS, kendi Kitle Kaynak sitesinin adını duruma en uygun hissiyata gönderme yapmak için yayınlamış. ÖZGÜRLÜK İÇİN...
http://www.ozgurlukicin.org/



SOM 508

Programımızın bu döneminde SOM 508 dersini anlatıyor olacağım. Dersin içeriğini düşündüğüm zaman, aklıma hep " kitlelerin gücü adına" sloganı takılı kaldı. 

Kavramı anlatmak için yanlış bir slogan değil ve ben kendisini pek sevdim.  Bu akşam ilk dersimize başlıyoruz ve dersin içeriği oldukça interaktif olması eminim sınıfın da ilgisini çekecektir. Sınıfın bilmediği diğer bir şey ise bu blog. Kitlelerin gücü ile oluşturulan içeriği anlamanın en iyi yolu uygulayarak öğrenmek ise eğer, biz de bu ders sayesinde içerik üretmeye başlayabiliriz. Bir dönem boyunca kendi içeriğimizi, her dersin son saatinde oluşturuyor olacağız. 

Bu vesile ile, programımızın blog sayfasını da oluşturmuş olacağız. "Kelin merhemi olsa başına sürer" misali bizler de bir türlü fırsat bulup blog sayfamızı açamamıştık.

SOM 508 dersi bu eksikliğimizi kapatmak için güzel bir fırsat oldu böylece.

Sizler de, SOM öğrencisi olmasanız da bu blog sayesinde derslere katılabilir, fikir, yorum ve görsellerinizi paylaşabilirsiniz.

Sevgiler

Öğr. Gör. Gabriela OLARU