facebook etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
facebook etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Mayıs 2012 Cumartesi

Facebook Hayat Kurtarıyor !


Sağlık; insanın yaşadığı dünyada ne paraya ne de onun dengi başka bir değere değişebileceği bir olgu değildir. Hayatmızın ilk evrelerinde ailemizin koruması altında sağlığımızı düşünmeden yaşarız. Yaşımız ilerledikçe ve varlığımızın kontrolü kendi ellerimize geçtiği vakit sağlığımızı korumak için çok çaba sarfederiz. Ama bir gün gelir yaşadığımız dünyayı terk etmek zorunda kalırız.
Ölüm, insanoğlu her ne kadar kabul etmesede dünyanın en büyük gerçeğidir. Her insan, mutlu yaşayamasa da, huzurlu bir şekilde hayata gözlerini yumacağını düşünür. Bazen kader insanlara bu huzura sevketmez ve hayali bile kötü olan durumlara düşürebilir. Hayata tutunma çabası gösteren bir çok insan gibi.
Hastanelerde, kendilerini hayata bağlayacak yeni bir organı bekleyen binlerce insan için bu durum böyle.  Bir umutla yaşamak güzel olduğu kadar, bu umuda kavuşmayı dilemek ve sabretmekte bir o kadar sancılıdır. Organ bağışı gibi hassas ve gerekli bir konuda sosyal medya devlerinden biri olan Facebook’un ilgisinden kaçmadı ve bu konu dijital ortama taşındı.
Facebook kendi sistemine, paylaşılan bir sürü kişisel bilginin yanı sıra, organ bağışını da ekledi. Amerika’da harekete geçen bu sistem sayesinde kullanıcılar organ bağışçısı olduklarını Facebook aracılığı ile duyurabiliyorlar. Organ bekleyen bir hasta, bağışçı kullanıcılardan birinin organları sayesinde, gerekli ortam sağlanması halinde hayata tekrar tutunabiliyor.
 900 Milyon kullanıcısı olan dünyanın en büyük sosyal ağı Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg, uzun zamandır Facebook’un sosyal sorumluluk alanında girişimlerde bulunacağını belirtiyordu ve bu büyük girişim ile Facebook adından çokça söz ettirecek gibi görünüyor. Henüz ülkemizde devreye girmeyen bu sistem, ve güvenilirliliği konusunda tartışmalar ise çoktan başladı.

11 Mayıs 2012 Cuma

Kitlelerin Çeviri Gücü


   
   Dil kuşkusuz kişiler ve/veya ırklar arası uçurumu (dijital uçurumu) derinleştiren en önemli sebeplerden biri. Facebook’un Türkçe seçeneği olmasaydı muhtemelen Türkiye kullanıcı sayısı bakımından Facebook dünya sıralamasında 7. olmayacaktı. Aslında, 'dil' erişimin ve iletişimin olmazsa olmaz biricik parçası. 



    Google translate ve benzeri çeviri hizmetleri şuan için yeterli sayılmazlar. Her lisanın dilbilgisi, kalıpları, noktalama işaretleri kendine has ve üstelik bir lisanın ait olduğu kültüre hakim olabilmek ise işin diğer bir önemli boyutu. İyi ama dünya üzerinde birçok dil var ve her birinin çeviri maliyeti, şirketleri zor durumların eşiğine getirebilir derken bu taşın altından da Crowdsourcing çıkıyor. Herkesi bu süreçte birer tercüman olmaya, dilini ve dolayısıyla kültürünü paylaşmaya çağırıyor. 



   Twitter bu yöntemle oldukça başarılı olmuş ve içlerinde öğrencileri, gazetecileri ve hatta IT uzmanlarını barındıran 13.000 kişilik gönüllüler bulutunu oluşturarak Twitter’ın oldukça kısa bir sürede 28 farklı dile çevrilmesini sağlamıştı. Facebook’ta da aynı şekilde başarılı örneklerine tanık olduğumuz bu yeni çeviri yöntemine güncel bir örnek olarak Pinterest’i sayabiliriz.



   Bugünlerde kendilerine bu çeviri sürecinde yardım edebilecek tercümanlar arayan Pinterest öncelikle beş lisanda odaklamayı hedefledi -İspanyolca, Portekizce, Japonca, Almanca, ve Fransızca-. Pinterest bu imece usulü çeviri sürecine herhangi bir lisanda akıcı olan herkesi davet ediyor.

11 Nisan 2012 Çarşamba

New York #lovenyc Yarışması


Sex and the City, Central Park, Fifth Avenue ve Empire State binası dersem ve bunları tek bir simgeyle birleştirmek istersem; sadece   olur. Önceki yazılarımda olduğu gibi anlattıklarımı yaşayarak yazmak isterdim, yani bu haftaki yazı için NewYork’a gidip kendi çektiğim fotoğrafları size iletemek ama ilerisi için sponsor arayışlarım devam ediyor. Bu haftanın konusu, yarattıkları imaj çalışmaları ile tam bir marka olan, bana yılbaşında Times Square'de bulunma hayalleri kurduran Big Apple yani NewYork ve düzenlenen #lovenyc yarışması.
New York sakinleri bugünlerde şehrin en iyi fotğrafı için #lovenyc isimli Facebook fotoğraf yarışmasında güçlerini birleştirdirdiler, #lovenyc katılımcıları arasından jüri şu anda en iyi 10 görüntüyü seçti ve yayınlandı. Nisan 15’e kadar en iyiyi seçmek için oylama devam ediyor olacak.
Fotoğrafların hepsi inanılmaz derecede yaratıcı, bunun yanı sıra yaşanyanların gözünden NewYork’u ve neden bu şehri sevdikleri görmek etkileyici. Fotoğrafların yarısı profosyonel/ klasik kameralar ile çekilirken diğer yarısı bazı aplikasyonlar ile desteklenmiş akıllı telefonlar ile çekilmiş. Yarışmada fotografları ise kesinlikle Instagram ve Hipstamatic kullanmak ve filtrelemek için cesaretlendiriyor.
NYC Devlet kanalları tarafından oluşturulan ilk sosyal medya crowdsourcing girişimi olarak kabul edilen #lovenyc yarışmasına 250 sosyal medya accountundan giriş yapıldı. Devlet ile halkın iletişimini artırmak adına her ay düzenlenebilecek farklı girişimler için güzel bir başlangıç olması bekleniyor.
Yarışmanın kazananını farklı/komik bir ödül bekliyor -NY şehrinin bir günlük resmi Instagrammer sıfatı –. Ayrıca kazanan fotoğraf  Times Square billboard ve NYC kurumsal Facebook, Twitter and YouTube hesaplarında yayımlanacak.
Sizin favori fotografınız hangisi?

7 Nisan 2012 Cumartesi

Sıradan bir Porsche mi? Yok istemem...

   “Onun arabası var güzel mi güzel, şoförü de var özel mi özel” şarkısı dilime nasıl olduysa dolanırken Ataşehir sokaklarında yürümeye devam ediyorum. Sokaklarda arabalara bakıyorum ve fark ettim ki ne marka olursa olsun hepsi aynı(basit iç donanım farklılıklarını saymıyorum). Düşünün ki yaklaşık 200bin Euro vermişsiniz Porsche 911Carrera Cabriolet almışsınız ve kırmızı ışıkta bekliyorsunuz bir baktınız yanınızda Porsche 911 aynı sizin seçtiğiniz renk; siyah. 200 bin Euro’yu ışıklarda aynısından görmek için mi verdiniz! Kişiye özel spor programlarına kayıt oluyoruz, tatil planlarını yaptırtıyoruz, tasarım ayakkabılar alıyoruz yani yaşamımızı insanın doğası gereği hep kendimizi birazcık daha özel hissedebilmek, özel hizmet alabilmek için tasarlıyoruz.
 

   Araba markaları arasında bu ihtiyacı fark eden ve sosyal medyada crowdsourcingi kullanan ilk marka Citroen oldu. “Siz Beğenin, Biz Yapalım” ana mesajıyla oluşturdukları facebook aplikasyonu ile yeni Citroen C1 Connexion modelinizi kendi zevkinize göre dizayn edebiliyorsunuz. Zevkine güvenen katılımcılar kendi istedikleri renk ve altı adet konfigürasyon özelliklerinden seçip/ ekleyip (bu da bir başlangıç) yarattıkları araçlarını görme şansına sahipler. En heyecan verici tarafı ise sizin dizaynınız en popüler tasarım seçilir ise bu sene sonlarına doğru C1 Connexion markası tarafından seri üretimine geçiliyor olması. Sizin yarattığınız araba tüm dünya sokaklarında! Ayrıca ilk üretilen seriden yeni C1’iniz olması yüzünüzü gülmesi için başka bir neden.


   30 Nisan tarihine kadar açık olacak bu tasarım yarışması ile facebook gücünü arkasına alan Citroen; kitlelerin gücünü, zevkini ve hikâyelerini yeni tasarım C1 Connexion modeline aktarmanın, ben ise yarattığım arabayı görmenin ve kazanma ihtimalimin keyfini çıkarıyorum.
Siz de denemek isterseniz buyurun Facebook meydanına

27 Mart 2012 Salı

Gerçek: Ne Apple Ne Facebook/Yenilikçi DARPA


  Bugün, Amerikan yenilikçiliğinin en ünlü ismi, ne Apple, ne Google, ne de Facebook'tur. İkonik bir Amerikan yenilikçisi olan DARPA’dır. Fakat bu devlet kuruluşu ne bir kar elde eder, ne de tek bir tüketici ürünü satar. DARPA , Savunma İleri Araştırma Projeleri Ajansı, güvenlik için bilim ve teknolojinin önemini yansıtmaktadır. Savaş, bir temel ihtiyaç olmamakla birlikte, icat kabiliyetinin çıkış noktasıdır.

  Pentagon Ar-Ge için  yıllık  75 milyar dolardan fazla harcamaktayken ; DARPA'nın payı 3 milyar dolardır. Buna karşılık, Ford, GM, Intel, Microsoft ,Cisco ve Merck  Ar-Ge için DARPA’dan fazla harcamaktadırlar.


  ARPANET, yani yeni adıyla DARPA soğuk savaş sırasında geliştirilen ve başlangıçta geniş alanlı ağların denenmesi için bir test ortamı olarak kullanılan bu platform, daha sonra genişletilerek zamanla günümüzdeki internet ağı haline gelmiştir .

  Son on yılda, DARPA’nın bir nevi güç kaybetmesinin sebebi,  Irak ve Afganistan savaşlarında dikkatini ve kaynaklarını tüketecek bir çok muharebe hizmetini kabul etmesidir. Anthony Tether  (DARPA'nın o zamanki müdürü), Irak ve Afganistan'da yol kenarına yerleştirilen bombaları engelleme teknolojilerindeki icat  zorluklarından ve milyonlarca dolar harcanmasına karşın çözüm üretilememesinden şikayetçiydi. 

   DARPA’da Temmuz 2009'da kuruluşun ilk kadın yöneticisi olarak Regina Dugan göreve başladı.Dugan Crowdsourcing’i benimsemişti. Aslında bir çok şeyin kitlelere açılması askeri gizliliğe aykırı görünebilirdi ancak Dugan’ın sıradışı yaklaşımı birşeyler yaratmaktan keyif alan zeki insanları iş sürecine dahil etmeyi savunuyordu.



 Dugan yenilikçiliğin ancak istekli ve  yaratıcı insanları bir araya toplamakla mümkün olabileceğine inanıyordu. DARPA'nın Dugan’la birlikte edindiği yeni hedeflerden bazıları; Mach 20 (insansız planör) ve pandemik aşı olarak sayılabilir. DARPA böylece neredeyse herkese açık yarışmalar yapmaya başladı. Dugan 2012 Mart’ta Google tarafından işe alındı.


Kaynak